|
Ziyaretci Defteri Sadece kayıtlı kullanıcılar yeni mesaj ekleyebilir, Lütfen şimdi giris yapiniz.Only registered users may add new messages, Please login now. ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI: BEN BIRAKTIĞINIZ GİBİ DEĞİLİM DİYEN ÇETİ...BEN BIRAKTIĞINIZ GİBİ DEĞİLİM DİYEN ÇETİN"İN HİKAYESİ16 Yaşlarında liseyi memlekette bitirdikten sonra büyükşehire göç eden çetin, büyükşehirde bir babası ticaretle uğraşan zengin şehir kızı serap ile evlenip iki tane kız çocuğu vardır ve akşam evde otururken birden cep telefonu çalar ve köyden amcasının oğlu hakan, köyden haber geldi çetin anneni kaybettin yarin sabah toprağa vereceklermiş, yıllardır anneni görmüyorsun 16 yaşında köyden çıktın ve bir daha anneni görmek için köye gitmedin zengin şehir kızı seni aldı akdenizlere avrupalara tatile götürdü ama yine de sen bilirsin annenin cenazesine gidecekmisin başın sağolsun der ve telefonu kapatır.Bu sözler üzerin çetin bey köye gitmeye annesinin cenazesine katılıp annesine karşı son görevini getirmeye karar verip uçaktan yer ayırtıp sabah saat 10:00 civarında köyde olur ve annesini toprağa verir.Çetin bey yıllardır görmediği akrabalarını dostlarını arkadaşlarını görüp duygulanır ve onların annesinin taziyesine gelen insanlara karşı gösterdikleri ilgi alaka ve annesinin ve babasının akrabalarının çevre köylerden taziyeye gelen insanlar için koyun kesip yemek dökmeleri köyün gençlerinin bir pervane gibi çetin beyin etrafında dönmeleri gelene gidene hizmet vermeleri ilgi alaka göstermeleri çetin beyin dikkatini çekmiş ve yıllar önce bende mi böyleydim deyip her yaptığı harekette kendini suçlamaya başlamış ve kendisinin bu köy halkına ayak uyduramadığını anlamış hatta annesinin ilk günü ve yedisinde kesilen ve kendisi için sofrada çerez parası olan koyunlar için pazarlık yapmasına da akrabalarının bozulması dayısı oğlu kalsın ben öderim koyunların parasını demesi çetin beyi bir hayli yıpratmış ve psikolojisini etkilemiş kendisine her sabah bir komşudan gelen kaymaklı tereyağlı bekmezli kahvaltılardan sonra ben buraları nasıl bıraktım da gittim deyip kendi insanlığından utanıp insana olan saygının köyünün insanlarında bitmediğini tükenmediğini düşünüp göz yaşlarını tutamamış ve en son gençken kendisine vurgun olan mehtap"ı görüp sen nasılsın mehtap evlendinmi diye sorunca mehtap çetin beye yok ben seni bekledim hep sen geleceksin diye hayeller kurdum ama gelmedin ama inan gelmesini beklediğim çetin bey sen değildin sen bir başkası olmuşsun her bir şeyi para yapmışsın bir koyuna pazarlık yaptın sen bitmişsin çetin benim tanıdığım çetin sen değildin ,sen gelmeyince bende evlendim iyiki evlenmişim ben senin gibi biriyle yapamazdım çetin, ben değil köydeki herkes dostların arkadaşlar eski çetin"i seviyorlar biz gözümüzün önündeki çetin beyi sevemedik kusura bakma çetin bu çetin başka çetin bunu anlamışız der ve ordan uzaklaşan mehtap çetin"i bayağı duygulandırır.Annesinin yedisini yaptıktan sonra köylü çetini yollarken çetin köylüye yıllar önce bıraktığınız büyükşehire uğurladığınız çetin değilim sizde biliyorsunuz ki hiç bir şey bıraktığınız gibi kalmıyor bu yalan dünya da, benim yaşadığım o koca şehirde her şey para, paran kadar adamsın senin kaşına gözüne efendiliğine saygı göstermiyorlar oralarda paran varsa saygı gösterip itibarlı adam yapıyorlar insanı, paran bittimi yüzüne bile bakmayıp seni tanımadığını söylüyorlar bana burda insanlığımı hatırlattınız oysa ben insan olmayı unutmuşum sizden ricam kabul ederseniz köyün bu yılki ihtiyaçlarını derneğinizin bir takım eksiklerini ben tamamlayayım ben de insan olduğumu hatırlayayım der.. ve köy otobüsüne biner koca şehire doğru yola çıkar ve her yıl annesinin mezarına gelip köydeki sevdiklerine hediyeler getip para yardımları yapar ve bunları yaparken kendisini dünyanın en mutlu insanı olduğunu söyler ama yine de ben sizin gibi olamam bende eski çetin"i aramayın hoş görün beni der. HİKAYENİN YAZARI.:ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI/alitanergobek@hotmail.com-Arguvan/Doğanşehir/M ALATYA /0506 845 61 38/0216 338 67 09 Cuma, 13 Ağustos 2010 ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI: BİLİNÇLİ MUHALEFET NEDİR NASIL YAPILIR?BİLİNÇLİ MUHALEFET NEDİR VE NASİL YAPILIR?Bir ülkede yaşan her insanın siyasi anlayışı ideolojisi yaşam felsefesi ve din ahlak ve kültürel yaşamsal değerleri vardır.Tabii bir ülkeyi ayakta tutan halkın ortak değerlerinin yaşatılmasıdır.(milli birlik beraberlik din ahlak ve kültürel değerleri vb. gib.)Bilinçli muhalefet demek iktidardaki partinin her tavrına oluşumuna karşı koymak demek değildir, gerektiğinde halk yararına sunulan hizmette iktidardaki partiyle birlikte hareket edip muhalefet partileri olarak halktan gereken destek ve takdir alabilmektir.Tabii muhalefet partisi iktidar partilerinin en iyi takipçisi denetleyicisi olmalı halk yararına sunulan hizmetteki eksikliklerin hataların düzeltilmesinde verdikleri mücadele demokrasi gereğidir.yazan:ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI/msn:alitanergobek@hotmail.com/Arguvan-Doğanşeh ir /Malatya Pazar, 01 Ağustos 2010 ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI: BIRAKIN TOPLUM SİZİ ANLASIN YARGILASINBIRAKIN TOPLUM SİZİ ANLASIN VE YARGILASINKimi insan vardır kendini anlata anlata bitiremez, ben şöyleyim ben böyleyim öyle yüksekten atar tutar ki sizde onu tanımayan bir yabancıysanız ona inanmaya başlarsınız başkaları sizi uyarana kadar, hatta birlikte bir futbol maçı oynasanız ben olmasaydım o maçı alamazdınız ben şöyle oynadım ben böyle oynadım, golleri ben attırdım ben şöyle defans yaptım 90 dakika koştum hiç yorulmadım bir doksan dakika daha olsa yine koşarım.Aslında bu tip karakterler kendilerini olduklarından farklı göstermeye çalışan toplum içinde varlıklarından emin olmayıp iyi bir kariyer edinmeye işini gördürmeye çalışıp, kendilerine iyi bir kişilik iyi bir karekter edinememiş zamanla toplum tarafından soyutlanmış hatta bir takım psikolojik bozuklukları olan kişilerdir.Tabii ki her insan yeri ve zamanı geldiğinde kendisini en iyi şekilde ifade etmesini bilmelidir ve daha önceki bazı yazılarımda belirttiğim gibi gün gelecek toplum sizi yargılayacak ve hak ettiğiniz değeri veya öngördüğü cezayı yaptırımı uygulayacaktır.Tabii ki insanın yaptıklarıyla övünmesi onu mutlu etmesi onurlanması şereflendirilmesi yeri ve zamanı geldiğinde herkesin hakkıdır.Ama bırakın başkaları sizin yaptıklarınızı anlatsın ve sizi toplum içinde hak ettiğiniz değeri versin ve siz sadece en iyi şekilde dürüstlüğünüzle çalışkanlığınızla bilgi ve becerinizle kendinizi ifade etmeye çalışın.Hani kendini bilen onurlu gururlu insan mecbur kalmadıkça yedirmenin içirmenin ve yaptığı iyiliğin lafını etmez, hayatta anlatılacak şeyler vardır anlatılmayacak şeyler vardır,ki yedirdiğinin içirdiğinin yaptığı iyiliğin lafını eden insan bana göre basit kendisine toplumun benimsediği bir karekteri edinememiş insandır.Onun için siz siz olun her zaman nerde ne yapacağınızı ne konuşacağınızı iyi bilinki toplumda sevilen sayılan bir yeriniz konumunuz olsun. yazan :ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI/ MSN::alitanergobek@hotmail.com-malatya/Arguvan-Doğanşehir Perşembe, 29 Temmuz 2010 ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI: ARGUVAN TÜRKÜ FESTİVALİ ÜZERİNE BİR DEĞE...Salı, 27 Temmuz 2010 ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI: BAŞBAKANIZIMIZ EVLİ ÇİFTLERE ÜÇ ÇOCUK DÜ...Günümüzde özellikle kimi gelişmiş ülkelere bakıldığında yaşlı bir nufusa sahip olduklarını ve yaşlı nufusa sahip ülkelerde çocuk büyütmenin zorluklarını bildikleri için evli çiftlerin fazla çocuk yapmaya yanaşmadıkları kendilerine sorduğumuzda neden çocuk yapmıyorsunuz diye.. çocukla uğraşmanın ve büyütmenin zorluklarından ve yeterli zamanı bulamadıklarını bahsedip kendisininde yaşaması gereken bir hayatım vardır dediklerini duyarız.Hatta yaşlı nufusa sahip olan ülkelerde çocuk yapmaya teşvik edip bir takım maddi manevi yardımlarda bulundukları da söz konusudur.Bizim ülkemi dünyadaki genç nufusa sahip olan ülkelerden birisi ama bu nufusun zamanla yaşlanacağı bizim ülkemizinde belki 20-30-40- yıl sonra yaşlı nufusu olan ülkelerden birisi olması söz konusu olabilir, onun için bir ülkedeki GENÇ NUFUS demek çalışan üreten üretime katılan nufus demektir ve üretimin devamlılığıdır. YAŞLI NUFUS demek üretemeyen tüketen tüketim toplum nufusu demektir, ki bizim ülkemiz bir tüketim ülkesi olmasına rağmen üreten üretime katılan bir nufusa her zaman ihtiyaç vardır.Fakat günümüzde bütün dünyada her geçen gün zorlaşan ekonomik koşullar evli çiftlerin dünya ya getirdiği çocukları büyütme bakma besleme eğitim ve öğretimi ihtiyaçlarını karşılamakta zorluk çektiklerini bilecekleri için besleyecekleri bakabilecekleri eğitim ve öğretimini karşılayabilecekleri kadar çocuk dünya ya getirler.(buna kimi çevrelerce bilinçli insan derler, bu daha çok eğitim seviyesi yüksek kişilerde doktor hakim vb gibi..)Hani islam dininde ise bir söz vardır, Allah rızkını verir diye.. kimi insanda bu dini anlayışı benimser ve çok çocuklu bir aile olurlar.Çocuklarınızı sağlıklı ortamlarda büyütmeniz ve her türlü eğitim öğretim ihtiyacını karşılamanız dileğiyle. yazan:ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI/alitanergobek@hotmail.com-Arguvan/Doğanşehir/Malatya Cuma, 23 Temmuz 2010 ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI: RUH SAĞLIĞI BOZUK OLAN İNSANLARIN SAHİP ...RUH SAĞLIĞI BOZUK OLAN İNSANLARIN SAHİP OLMA DUYGUSUNA KAPILMASININ ZARARLARI nelerdir acaba?Ruh sağlığı bozuk olan insanlar genelde yapmış ve almış oldukları tavrın farkında olmayıp ne yaptıklarını bilmezler ve kulaklarına bir takım sesler gelip gözünün önlerine gelen kişiler vardır bizlerin normal insanların göremediği ve kendilerini akıllı göstermeye çalışıp kariyer sahibi olmaya çalışırlar ve kendilerini akıllı göstermeye çalışanlardan ve kendilerine ilgi gösterilmesinden çok memnun kalırlar. tıbbı yardımı da bu nedenle reddederler.Buna bir örnek verdiğimizde ruh sağlığı bozuk bir insana bir başkasına ait olan bir şiir yada felsefik edebiyatsal yazıyı sen yazdın bunlar senin diyerek sahiplendirmeye çalışmanızla ruh sağlığı bozuk (şizofren paranayak vb gibi.)insanların zamanla o şiir ve felsefik edebiyatsal yazıya sahip olma duygusuna kapılıp zaten beyinlerinde var olan kimyasal değişimin hızlanmasına ve zamanla şuurunun bozulmasına o yazılara şiirlere sahiplenmekten vazgeçmemesine ve her türlü şiddet eğilimi göstermesine kadar gider ve şiir ve edebiyatsal felsefik yazıları kendisinin sanar ve toplumdan ilgi alaka ister ve sizlerinde bir takım siyasi,milliyetçilik, dinsel,hemşerilik, adam kayırma vb gibi. bilinç altı duygularınızla hareket edip şiir felsefik edebiyatsal yazıları sahiplendirmeye çalıştığınızda yavaş yavaş o ruh sağlığı bozuk insanı uçurmaya başlarsınız ve kulağına ses gelmesiyle beraber akli dengesi tamamen bozulur. ki bu tip karekterler o sahiplenme duygusundan vazgeçmezler ve siz ilk baştan doğruyu söyledik kabullenmedi desenizde onun iyiliği için, o ruh sağlığı bozuk insanın kimi çevreleri senin sen yazdın devam ettiklerinde o ruh sağlığı bozuk olan insana daha fazla zarar vermiş olurlar.Ki eğer siz çıkıpta bu şiir ve edebiyatsal felsefik yazılar senin değil sahibi var dediğinizde bir numaralı düşmanı siz olursunuz ama siz böylece ruh sağlığı bozuk insana doğruları söyleseniz o akıma kapılıp kimyasal değişiminin hızlanmasına engel olmaya çalışsanızda nafiledir çünkü kendi yakın çevresi sen yazdın olmadık hayeller peşinde koşup (para kariyer hastalığını saklama vb gibi)senini oynuyorsa o kişi o senin sen yazdin akımına kapılıp aklı dengesini kaybedip akıl hastanesinin kontrolu altına girer. yazan :ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI/MSN:alitanergobek@hotmail.com/ Arguvan-Doğanşehir Salı, 13 Temmuz 2010 admin: Mutluluklar11-07-2010 da hayatlarini birlestiren yeni ciftimize( Emel Cimen ve Bulent Adiguzel ) omur boyu mutluluklar dilerim Pazar, 11 Temmuz 2010 ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI: İNSAN HALİNDEN ANLAMAK VE ANLAŞILMANIN G...
Cuma, 09 Temmuz 2010 LEYLA ERDOGAN: MAHMUT ERDAL BİYOGRAFİSİ1938'de Şahin köyünde doğmuştur. Mustafa ve İsmihan'ın oğludur. Annesi "İso Ana", babası da yıldız ilmi ile meşgul olduğu için çevrede "Kambur Hoca", olarak tanınmıştır. Mahmut ailenin Tamey ve Zöhre'den sonra üçüncü çocuğudur. Çocukluğu sefaletle geçmiştir. On beş yaşında halası Fitoz'un kızı Şirin'le evlenmiş; bu evlilikten dört çocuğu olmuştur. Askerlik hizmetini Erzincan'ın Tercan ilçesinde yapmıştır. İlkokulda iken saza heves etmiş olan Mahmud'un ilk sazı, Sincanlı Ağa Dayı'nın yaptığı sazdır. Saz çalmada, Battal Karababa, Ali Metin ve İsmail Ağa'nın büyük yardımlarını görmüştür. 1955'te Ankara'ya gelip Muzaffer Sarısözen'le tanışmış ve onun yönettiği Yurttan Sesler programına katılma imkânı bulmuştur. Her hafta Şemsi Belli'nin "Adım Adım Anadolu" isimli programına katılmış; orada Çamşıhı türküleri söylemiştir. Bu dönemde Âşık Veysel, Ali İzzet Özkan ve Âşık Hüseyin'le tanışmış, onların takdirlerini almıştır. 1958'de Divriği Madenlerinde işe başlamış, burada iki yıl kadar çalışmıştır. 1963'te Ankara'ya taşınmış, Ankara'da plaklar doldurmuştur. 1965'ta Ankara Radyoevine girmiştir. Pek çok plak yapmıştır. Gerek Anadolu'da gerekse yurt dışında pek çok konser vermiştir. Sonra, bir plak evi açmış, bir süre sonra radyoevinden ayrılarak plak işi ile ilgilenmeye başlamıştır. 1975 yılında bir hadiseye kızdığından dolayı mesleğinin zirvesindeyken saz çalmayı bırakmış ve 25 sene saz çalmamıştır. 1980'li yıllarda İstanbul'a göçmüş, orada ticaretle uğraşmıştır. 1993 yılında tekrar saza söze dönmüştür. İstanbul'da Âşık Zevraki ile karşılaşmasından sonra, sanat yolunda yeni arayışlar içinde olmuştur. kaynak: Baktabul Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler http://www.baktabulum.com/biyografi/21279-mahmut-erdal-kimdir-mahmut-erdal-hayati-biyografisi.htmlGenellikle sosyal yaralar ve buna bağlı olarak öğüt niteliğinde şiirler yazmıştır. Şiirlerinde mahlas olarak adını ve soyadını birlikte kullanmıştır. Çamşıhı yöresi ezgilerinin yayılmasında büyük oranda rolü olmuştur. Flash TV'de âşıklarla ve türkülerle ilgili olarak haftalık program yapmıştır. Sanat dönemi iki cephede ele alınabilir: Yirmi beş yaşına kadar olan ilk dönem, elli beş yaşından sonraki ikinci dönem. Birinci dönemde daha ziyade aşk ve sevgi konularında şiir yazmıştır. İkinci dönemde ise Alevi düşüncesini, laikliği ve sosyal yaraları yansıtan şiirler ortaya koymuştur.Toplam olarak 52 adet 45'lik plak, on beşten fazla kaset çıkarmıştır. Okuduğu türküler içinde kendi parçalarının yanı sıra Âşık Ali Ertekin'in şiirlerine ağırlık vermiştir. Halk müziği repertuarına pek çok türkü kazandırmıştır. Yine Dertli Dertli İniliyorsun (1995). Bir Ozanın Kaleminden (1999) adlarında iki kitabını yayımladı.* Çarşamba, 07 Temmuz 2010 LEYLA ERDOGAN: UĞURLAR OLSUN BÜYÜK ÜSTAD!..HALK MÜZİGİMİZİN EKOLÜ, BÜYÜK ÜSTAD MAHMUT ERDAL BUGÜN HAKKA YÜRÜDÜ, TÜRKÜLERİMİZİN BAŞİ SAĞOLSUN!..UĞURLAR OLSUN SEVGİLİ OZANİM!.. Çarşamba, 07 Temmuz 2010 ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI: ÖZEL YAŞAM VE İŞ HAYATINDA BAŞARI MUTLUL...ÖZEL YAŞAM VE İŞ HAYATINDA BAŞARI VE MUTLULUK NASIL GELİR acaba?Özel yaşamında başarı ve mutluluk insanın eşini dostunu sevmekle başlar,İş hayatında başarı ve mutluluk işini iş ortamını ve kendisine karşı duyulan güven verilen saygı ve sevgiyle başlar ve devam eder....Tabii ki, günümüzde kimi insanın özel hayatındaki düzenlilik tabii ki iş yaşamına pozitif değerde yansır ve çoğu insanında bu tip karekterdeki insanlardan beklentisi budur.Ama günümüzde kimi insanda özel yaşamı çok düzenli olmayıp iş hayatında kendi uzmanlık alanında deneyim ve tecrübesiyle çok güzel toplum yararına eserler ortaya koymuş ve başarılar yakalamıştır. ki özel yaşamındaki düzensizlikleri iş yaşamına yansıtmaması başarıların nedenidir.(Arjantin milli futbol takımının dünya kupasında çeyrek final oynamasında teknik direktör maradona payının büyük olması örneği.)Kimi insanda iş yaşamını özel yaşamından üstün tutmuş iş hayatında çok güzel başarılar kazanmış maddi manevi kazanımlar elde etmiştir kendisi ve toplum yararına....Kimi insanda özel yaşamını ön planda tutup iş hayatını önemsiz kılmış ve özel yaşamında çok mutlu başarılı iken iş hayatında düzensiz fazla farklılıklar yaşamamış ve pek başarılar sağlayamayıp iyi kötü yaşamını sürdürmeye çalışmıştır. Tabii önemli özel hayatımızın ve iş hayatımızın düzenli bir şekilde devam etmesiyle daha büyük başarı mutlulukların birlikte gelmesidir.yazan;ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI-MSN:alitanergobek@hotmail.com/ tlf:0506 845 61 38 Malatya/Arguvan-Doğanşehir Çarşamba, 07 Temmuz 2010 LEYLA ERDOGAN: SiVAS MADiMAK UTANCi2 Temmuz 1993 tarihinde, Pir Sultan Abdal’ı anmak üzere Sivas’a giden 33 insanın Madımak Oteli’nde yakılarak katledilmesi, Ortaçağ vahşetiyle Türkiye’nin aydınlığına, çağdaşlığına, demokrasi ve laikliğe, halkların kardeşliğine, bir arada yaşama kültürüne ve çok kültürlülüğe yapılan bir saldırıydı. Bundan 17 yıl önce Sivas’ta gerçekleşen gerici, şeriatçı, faşist katliam devletin ve güvenlik güçlerinin gözetiminde yaşandı. İnsana, aydınlığa, düşünce özgürlüğüne düşman ırkçı ve şeriatçı güçler, “Şeriat isteriz”, “Cumhuriyet Sivas’ta kuruldu, Sivas’ta yıkılacak” sloganları atarak savunmasız insanları bir otelde kıstırdılar ve oteli ateşe vererek, tarihe karanlık bir sayfa eklediler.Bu kara leke, Siyasi iktidarların Madımak Oteli’nin müze olmasına ilişkin talepleri görmezden gelen tutumu ve ikiyüzlü politikaları ile daha da büyümektedir. Bu tutumun en az Madımak Katliamı kadar canımızı yakmakta, ruhumuzu incitmektedir.Bu nedenle Madımak Oteli’ndeki insanlık dışı kıyımın vicdanlarımızda yarattığı utancı hep birlikte temizlemek gerektiğine inanıyoruz... Cuma, 02 Temmuz 2010 ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI: BİR İNSAN NE YAPARSA KENDİNE Mİ YAPAR ac...BİR İNSAN NE YAPARSA KENDİNE Mİ YAPAR acaba?""Bir insan ne yaparsa kendine yapar bana ne yapabilir? aynı zamanda bir insan ne yaparsa kendisi için yapar sevabı da günahı da kendisine yazar.""Ki ben şuna inanıyorum siz eğer Bir insana veya insanlara kötülük yaptığınızda karşınızdak o insan ve insanları maddi manevi açıdan zor duruma düşürdüğünüzde hele hele telafisi olmayan bir kötülük yaptığınızda, gün gelir sizde maddi manevi olarak zor duruma düşer ve belki de kötülük ettiğiniz insanların düştüğü dramatik veya komik durumdan daha fazla dramatik veya komik duruma düşüp belki de maddi manevi büyük kayıplara uğrayıp zararlar yaşarsınız(hani halk arasında derler ya Allah onun hakkından gelir Allah bir yerden çıkarır onun başkasına yaptığı kötülüğü diye...yada kimsenin kimsede ahı kalmaz diye.)Hani bazende derler ya ya kötüye bir şey olmaz, kötüler hep kazanır bu dünyada, ama o bir şey olmaz dediğiniz insanların bir tas suyu vereninin olmadığını, bir dosta hasret on kuruşa muhtaç kaldığını gördüğümüzde buna şahit olduğumuzda bu dünyada yapılacak en güzel şeyin iyilik olduğunu anlayacaksınız.Tabii iyiliğin kıymetini bilmek karşınızdaki insanların sorunudur, siz iyilik yapın denize atın derler ya.Kimi insanda vardır kötülük yapmaktan zevk alır ve bir türlü kötülük yapmaktan vazgeçemez, bu tip karakterler psikolojisi bozuk hasta ruhlu insanlardır ve onlardan uzak durmanız ilişkilerinize dikkat etmeniz dileğiyle, çünkü bu tip karekterler arkalarına kendisi gibi düşünen büyük bir güç aldıklarında karşısındaki yada kafasına koyduğu insanlara her türlü kötülüğü yaparlar.)Kimi İnsanda yaptığından korkar,çevresindeki insanlara yaptığı kötülüklerden dolayı yalnız başına her yere gidemeyip her yere giremezler ve kendilerini hep bir şeylerden korkmaya uzak tutmaya mahkum ederek yaşamlarını sürdürüp ve kendi durumlarına bakıp ona göre önlem alırlar hayatta kalmak için.. Ama kötülüğünde kötününde sonu iyi olmaz onun için daha mutlu huzurlu her açıdan rahat bir yaşam ve dünyanın o güzelim nimetlerinden faydalanmak istiyorsanız her zaman iyi olan siz olun ve iyilik satın her koşulda satabiliyorsanız.Unutmamalı ki hiç bir din ve yaşam felsefesinde kötülüğe yer yok diye...yazan:ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI-MSN:alitanergobek@hotmail.com/Malatya/Arguvan- Doğanşehir.cep 0506 845 61 38 Cuma, 02 Temmuz 2010 ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI: YAŞAMIMI İHTİYAÇLARIMIZI YERİ VE ZAMANI ...YAŞAMIMI İHTİYAÇLARIMIZI YERİ VE ZAMANI GELİNCE Mİ YAŞAYAMALIYIZ SİZCE?ZDAKİSanırım daha önceki bir yazımda da bahsettiğim gibi Hayatımız boyunca yaşamımızda var olan yaşamımızı sürdürmemiz hayatta kalmamız ve sağlıklı bir yaşamı yaşamak için zorunlu veya zorunlu olmayan ihtiyaçlarımız vardır ve yaşamımız boyunca bu ihtiyaçlarımızı karşılaşmanın mücadelesini verip hayatımızı biraz da olsun renklendirmek ve kendi zevkimize hitap eden yaşamdan zevk almamızı sağlayan ihtiyaçlarımız karşılamaya çalışırız.Fakat kimi zaman kimi şeyleri yeri ve zamanı geldiğinde yaşamamız gerektiğini inanırız.Kimi şeyleri de sabırsız davranıp yeri ve zamanı gelmeden yaşarız ve olmadık maddi manevi kayıplar zararlar (para kaybı hayati riskler çevremizdeki insanlara maddi manevi kayıp ve acılar vermek vb gibi.)yaşarız.kimi zamanda çok özlemini çektiğimiz elde etmek istediğimiz tatmak ve doyasıya yaşamak doyum sağlamak istediğimiz şeyler vardır ki bazen bu doyumu sağlamadan yaşama gözlerimizi yumar, bazende bunları doyasıya yaşayıp zamanla bıkarız ve bizim hoşumuza giden başka başka ortamlarında havasını solumak isteyip hayatımızda bir takım değişikliklere ve yeniliklere ihtiyaç duyarız.Kimi zamanda yaşamak tatmak istediğimiz şeylerden yeterince tadamayıp tadı damağımızda kalıp o şeyleri tekrar tekrar yaşamak isteriz hiç bıkmayız ne kadar çok yaşasak düşüncesiyle.Ama önemli olan yaşamak istediğimiz şeylere karşı aç gözlü olmamak ve yaşamımızdaki yaşamamız gereken maddi manevi doyumlarımızı yeri ve zamanı geldiğinde hiç kimseye ve kendimize zarar vermeden yaşamamızdır, daha bilinçli onurlu bir yaşamı yaşamak için.Tabii ki ihtiyaçalırımızı karşılarken yaşadığımız toplumun din ahlak sosyal kültürel ekonomik değerlerini ve toplumun yargılarını da göz önünde bulundurmalıyız. yazan:ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI/ MSN:alitanergobek@hotmail.com/cep:0506 845 61 38/MALATYA -Arguvan/Doğanşehir... Cumartesi, 26 Haziran 2010 ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI: PROFESYONEL FUTBOLUN BEKLENTİLERİ NELERD...
PROFESYONEL FUTBOLUN BEKLENTİLERİ NELERDİR ve Başarı nasıl gelir?Bazı spor dalları gibi Futbolda kaleciden tut libero, forvet gol asistini yapan pasörlerine yedeklerine seyircisine kadar birbirini tamamlayan bir takım oyunudur.Bilindiği gibi profesyonel futbol anlayışında alt yapı her futbol takımı için çok önemlidir ve alt yapıya çok önem verilmesinin nedeni takımlarda daha kaliteli becerikli daha yetenekli takım oyunu oynayan futbolcuların yetiştirilmesi içindir.Her futbolcunun hayeli oynadığı bölgede en iyisini yapmak ve en büyük hayali takımının kazanması için gol atmak attırmak ve gol yememek için en iyi savunmayı yapmaktır.Fakat son yıllarda profesyonel futbola baktığımızda takımlarda iyi kaliteli profesyonel golcülerin olmasına rağmen gol atmanın zorlaştığını bununda iyi bir defans savunma anlayışının becerisinin gelişmesine bağlamakta olunması ve bir diğer en önemli nedenlerden birisi de gol ASİSTİ yapan oyuncuların yetiştirilmesine gerekli ÖNEMİN verilmemesi ve sanki gol asisti yapan ve maçın sonucu etkileyecek gol pasları veren pasörlerin özel bir yetenek ve beceriye sahip olmaları gerektiğinin düşünülmesi ve futbolda fazlasıyla var olan özel beceri ve yeteneğin ön plana çıkarılmasının mücadelesi ve takım oyununun rafa kaldırılması ve sahadaki yıldız futbolculardan çok şey beklenmesi ve yaşanan hayel kırıklıklarının temelinde sahadaki görev yapan futbolcuların golü kendisinin atması (egoizmin) düşüncesinin gelişmesi ve esas golü attırmayı sağlayacak gol pası veren asistlerin (pasörlerin) yetiştirilmesine egoizmden uzak profesyonel futbol anlayışındaki futbolcuların yetiştirilmesi eğiliminin az olması, kaliteli golcülerden çok şeyin beklenmesi istenilenin alınmaması durumunda işin özüne baktığımızda sahadaki oynan oyunun takım oyunundan kopması bireysel yeteneklerin ön plana çıkması sahada paylaşımın azalması takımı uzun bir dönemde başarıdan mahrum etmesine neden olmaktadır belki de.Onun için günümüz profesyonel futbol anlayışının alt yapısına baktığımızda maçın sonucu etkileyecek kaliteli becerikli gol asisti yapan (pasörlerin)takım oyunu oynayan futbolcuların takımın başarısında çok önemli yeri olduğunu, iyi gol asisti yapan gol pası veren (pasörlerin) yetiştirilmesi çabası içinde olduklarını görmekteyiz.) yazan:ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI/ MSN:alitanergobek@hotmail.com-cep tlf.0506 845 61 38/0216 338 67 09 /Malatya -Arguvan/Doğanşehir
Perşembe, 24 Haziran 2010 selahaddin: BaşsağlığıBozan Köyü değerlerinden Hatem Özdemir 22.06.2010 tarihinde hakkın rahmetine kavuşmuştur.Merhuma rahmetler ailesine sabır ve başsağlığı diliyorum. Çarşamba, 23 Haziran 2010 ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI: ÖNEMLİ KILINMAK VE DEĞER VERİLMEK insanı...ÖNEMLİ KILANMAK VE DEĞER VERİLMEK insanı mutlu eder mi acaba?Değer verilmek önemli kılınmak ilgi görmek kişiye huzur verip psikolojik olarak morel kazandırıp daha güzel şeyler yapmaya yaratıcı özelliğini artırmaya ve daha mutlu ve başarılı bir insan olmasına neden olur.Hatta kimi insanda daha onurlu bir yaşam tercihi etmesine ve yaşamasına daha yardımsever pozitif düşünen yapıcı bir karektere bürünmesine bile neden olabilir.Kimi insan vardır önemli bir görevi olup ve önemli görevlerde bulunup toplum için çok önemli gelişmelere yapıtlara imzasını atıp başrollerde oynaması, o kişi toplumun gözünde çok önemli bir yeri olmasına ve toplum tarafında haklı olarak gerekli ilgi alakayı görmesine ve değer verilmesine önemli kılınmasına hatta o kişiyi ölümünden sonra da en güzel düşüncelerle anılmasına unutulmamasına ve toplumda onun topluma kazandırdığı güzelliklerden dolayı o kişiyi sürekli hatırlamasına adının yaşatılmasına gerek duyar.Kimi insanda vardır çıkarı gereği çevresindeki insanlara işi icabı işi bitene kadar gerekli değeri verip önemli kılıp ve işi bittiğinde o kişiye selam bile vermeyip tanımazdan gelirler.(köprüyü geçene kadar eşşeğe dayı demek argo anlamda tabii hiç kimseye yakıştırılmaması gereken bir söz )Hani kimi zamanda evlenmek için kız tarafına gerekli ilgi alaka gösterilip yemeklere davet edilip önemli kılarız onları.kimi insanda vardır kendisinin önemli biri olduğunu sanar ve kendisi olmadan hiç bir şeyin eskisi gibi olmayacağına inanırlar.Tabii ki yaşadığımız toplumda çevremizde ilgi alaka gösterilmesi değer vermemiz gereken yaşamımıza çok şey katan insanlar mutlaka vardır, onun için çevremizden saygı ve sevgiyi eksik etmeyip önemli insan olmanız ve gerekli ilgi ve alakayı değerli kılanmayı hak etmeniz ve çevremizdeki insanlarında hak etmeleri dileğiyle. yazan:ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI-MSN:alitanergobek@hotmail.com/0506 845 61 38/ MALATYA/Arguvan-Doğanşehir Cumartesi, 19 Haziran 2010 ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI: DAHA FAZLASINI VERMEK SİZCE DOYURUCU OLA...DAHA FAZLASINI VERMEK SİZCE DOYURUCU OLABİLİR Mİ acaba?Doyum sağlamayı bilmemek insanın içini yer bitirir kazandıkça daha fazla kazanmak ve daha fazlasını kazanma beklentisi içinde olurlar ve daha fazlasıyla huzurlu mutlu olacaklarına inanıp nefislerine hakim olamazlar ve maddi manevi kazançları olsa bile zaman zaman olmadık şeyler yapıp maddi manevi kayıplara uğrarlar daha fazlasına sahip olmak adına. (hani derler ya nefsini öldür ölmeden)Bir restauranta çalışan ve sabahtan akşama kadar döner kesen arkadaşım bana yav ben işimde ne kadar özveride fedakarlıklarda bulunsam yaranamıyorum ve ben daha fazlasını verdikçe benden daha fazlasını vermem beklentisi içerisinde oluyorlar.Yine bir apartman görevlisi arkadaşımız Ali Taner bey ben apartmanda oturanlara yöneticilerine her ne kadar daha fazla fedakarlıkta özveride bulunup bütün gücümle daha çok çalışıp onları memnun etmeye çalışsamda onlar benden daha fazla iş beklemeye ve daha fazla iş yüklemeye çalışıp beni daha fazla kullanmaya çalışıyorlar ve benden daha da fazlasını vermem beklentisi içerisine giriyorlar.Hani bazen derler ya "ilk baştan nasıl alıştırırsanız öyle gider öyle devam eder" ama siz daha fazlasını verdikçe daha fazla özveride fedakarlıklarda bulunup insanları memnun etme çabasın içerisindeyken kendinize yapabileceğiniz daha fazlasını yüklemek belki de sağlınıza zarar verme tehlikesi içine atabilirsiniz kendinizi. Onun için verebileceğinizin en iyisini vermek tabii ki iki taraf içinde doyurucu olabilir ve karşılığı bir takım ödüller olması söz konusu olabilir ama verebileceğinizin daha fazlasını vermeye çalışmanız, çalıştığınız yerlere daha fazlasını vermeyi alıştırdığınızda sizden daha fazlasını isteyecekler ve daha fazlasını veremediğinizde sizden belki de vazgeçme eğilimi içerisinde olacaklardır.Siz her ne kadar emeğinizin karşılığını fazlasıyla hak etmeye çalışsanızda sıhhat ve sağlık sorunları yaşamamak için bence verebiliceğinizin kendinize göre bir standartı olması gerektiğini arkadaş ben bu kadarını yapabiliyorum demesini bilmelisiniz. Çünkü sağlığınıza ve kendinize ailenize ayıracağınız zaman da sizin için önemlidir. yazan:ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI/MSN:alitanergobek@hotmail.com -cep tlf:0506 845 61 38 MALATYA Cuma, 11 Haziran 2010 ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI: SENİ KENDİME ÇOK UZAK BİLİYORDUMSENİ KENDİME ÇOK UZAK BİLİYORDUM Hem seni seviyordum hemde seni kendime çok uzak biliyordumsen kimsin oğlum sen bir köylü çocuğu o bir şehir kızıAma onun gözlerinin içine baktığımda herşeyi unutuyor sevilmez mi şehir kızı sevilmez mi diyordum...Bazen kendime boş hayeller peşinde koşma oğlumKazanamazsın şehir kızının kalbini Hem kazansan ne olacak şehir
Verirler mi köylü çocuğunaLakin bir türlü vazgeçemiyordum şehir kızından Ona olan sevdam öyle büyüktü kiYüreğime laf anlatamıyordum Şehir kızının benim olmayacağını bildiğim haldeHem onu çok seviyordum Hemde kendi kendime sen bana çok uzaksın şehir kızı diyordum...Ama bir türlü cesaretimi toplayıpta ona seni seviyorum demesini beceremiyordum ...Ama deli gönül vazgeçmiyordu Her nereye gitsem aklımdan çıkmıyorRüyalarımda bile giriyorBazen rüyamdan uyanıp Kapıyı sonuna kadar açıyordum sanki şehir kızı sen içeri gireceksin diyee..Günlerden bir gün şehir kızı seni siyah bir mercedesin içinde Beyaz bir gelinlikle gördüğümde işte o zaman hayatımdaki yıkıldığım anlardan birisiyidive benim için hiç bir şeyin anlamı kalmadığıToprak olsaydım bu anı yaşamaktansa diyorken kendimeGelin arabası mercedes uzaklaştığında Onu tanıyan eski bir dostum Oda seni seviyordu köylü çocuğu dediğindeÖyle mutlu olmuştum ki Sanki mutluluktan uçuyordumAma onu kaybetmemin nedeni kendimde aramaya başlamıştımOnu suçlayamamış Ben ona cesaretimi toplayıpta seni seviyorum demesini becerememiştim ..dedim ya onu çok seviyordum ama onu hep kendime çok uzak biliyordum.Yazan:ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI/MSN:alitanergobek@hotmail.com/Arguvan-Akören köyü-Doğanşehir-Fındık köyü-cep:0506 845 61 TARİH:28/05/2010 Cumartesi, 29 Mayıs 2010 ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI: KISA YAZI MI UZUN YAZI MI YAZALIM acaba?KISA YAZI MI UZUN YAZI MI YAZALIM acaba?SİTEYE bir arkadaşımız yazılan yazıların kısa olmasına önem göstermemizi uzun yazıların zaten okunmadığını toplum olarak zaten okumayı sevmeyen toplum olduğumuzu ifade etmiş ve aslında sitelere yazılar gönderen yazar arkadaşlar için iyi bir mesaj göndermiş ama BENİM AÇIMDAN DÜŞÜNDÜĞÜMDE ben daha çok kültürel şiir hikaye felsefik yazılar yazdığım için ele aldığım konuyu en ayrıntılı detayına kadar bütün yönleriyle yazıp yazımı okuyan insanların beyinlerde soru işareti bırakmamaya çalıştığım için bazen uzun olabiliyor benim yazılarım.Ayrıca bazı yazılarıma sahiplenmeye çalışan arkadaşlara söylemem gereken, ben yazılarımı alitanergobek@hotmail.com kendi MSN ADRESİM üzerinden yazdığım için yazılarım goegle ve 8-10 sitelerde bulmakta zorlanmazsınız, yazılarım en az 8-10 sitede birden yayınlanmakta olup yayınlanma tarihi bellidir, ve yaklaşık 100-150 yakın yazılarım yayınlanmış ve bazı yazılarımı başka ülkelere de gönderdiğim için sahiplenen arkadaşların bu uyarıyı dikkate almaları gerekir komik duruma düşmemek ve deli sıfatı ve raporu almamak için.yazan :ALİ TANER GÖBEKOĞULLARI/ alitanergobek@hotmail.com/Arguvan-Akören köyü/ 0506 845 61 38 Perşembe, 27 Mayıs 2010
|
Ziyaretci Defteri


